2 Kasım 2009 Pazartesi

Yazmayı Sevmeyen Adamın Hikayesi

Merhabalar,

Bu bloğu Mayıs 2007 tarihinde başlatmışım ama ne hikmetse ilk yazımı yazmak için 2,5 sene beklemişim. Buradan çıkacak sonuç, tutkulu takipçilerimi (an itibariyle 0 kişi =) ikinci yazım için bir başka 2 yıl bekleteceğim çıkarımı olmamalıdır çünkü yazmadıklarım yazmayacağımın garantisi değildir. Yapacak daha önemli bir işim yoksa her gün en az bir yazı yazmayı düşünüyorum. Teoride tonlarca iş yüküm olmasına rağmen pratikte hepsi 3 kişilik ihaleli batak oynamaya tercih edilebilecek şeyler olduğundan hiçbirisi yazmamama mazeret değiller. Yeri gelmişken söyleyeyim gecenin bu saatinde (04:53) yazı yazmanın en güç yanı cümleyi tamamlamaya yakın başlangıç kısmını çoktan unutmuş olmak sanırım. Normal bir zamanımda olsa bu tezi kendi içinde kanıtlamak için kasar da kasardım ama şu an ona ayırabileceğim hiç enerjim kalmadı.

Ben kimim? Aceto Balsamico'nun bloğunda yıllar önce yayınlanmış bir yazıda anlatılan kişilerden bir parçayım en başta. Ne kadar klişeden uzakta yaşamaya çalışsam da dün okuduğum bu yazının yüzüme çarptığı gibi ben de artık herkes gibiyim. Üniversiteye ne zaman başladığımı anlamadan mezun olmak üzereyim. Gerçi bu performansla o da mümkün gözükmüyor fakat geçmişteki deneyimlerimin benim hakkımda söylediği tek şey olan son dakikaların adamı olma özelliğimden dolayı bu yıl mezun olabileceğimi düşünüyorum.

Bu blog ne anlatıyor ve ne anlatacak peki ? Biraz önce blog yazmaya karar verdiğimde aklıma gelen ilk soru bu oldu. Blog yazma hevesimin yeniden yükselmesinin sebebi son günlerde çokca bloglarda takılmam oldu sanırım. En çok Aceto Balsamico'da bir şeyler okurken aklıma geliyordu bu. Bugün BJK - Wolfsburg maçı için bedava bilet veren bloglarda ** heyecanla beklerken de aklıma gelip gelip giden düşünce buydu. Gecenin en son aktivitelerinden birinde de twitter'da verdiği bir bağlantıyla Ersin Düzen'in bloğuna gittim. Neyse efenim konudan kopmadan ilk soruya cevap aramak gerekirse tüm bu heveslenmelerimin sonunda kendi bloğumun adresini tamamen meraktan adres çubuğuna yazdım ve buraya geldim. Ne anlatacağım ? Esas cevaplanması gereken soru "Kime anlatacağım?" olmalı sanki. Hedef kitle. Yazılarımı bir ticari ürün gibi düşününce bir hedef kitle seçme zorunluluğu doğuyor. Öyleyse öncelikle bu yazıların sadece keyif alındığı için yazıldığını kabullenelim. Kendim için yazıyorum. Şu andaki okuyu istatisliklerine bakılırsa zaten ne kadar haklı olduğum anlaşılır =) Kendim yazıyorum kendim okuyorum. Öyleyse bu blogda da kendimi anlatırım. Kendi hayatımın hikayesini yazarken aralarda anlattıklarım da belki başka insanların ilgisini çeker.

Öyleyse başlayalım.

Hiç yorum yok: