Bugün, dedemden yadigar kurmalı çalar saat sayesinde 4 saatlik uykumdan uyanıp okula gidebildim. BİÇO'nun haftaya vizesi var. O yüzden bu hafta hayati önem taşıyordu. Sabah 8.30'da derse varabilmek için evden en geç 8:00'de çıkmamız gerekiyordu. Ancak 10 dakikalık gecikmenin affedilebilir olması bizi bunu suistimal etmeye zorluyor gibiydi sanki =) 4. Levent - Maslak arasında yeni açılan metroyu kullanmak vakit kazandırmaktan çok kaybettiriyor. Hele benim gibi biraz şanssızsanız 11 dakikada bir gelen treni 10 dakika beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Sütten ağzımız çokça yandığından artık sabahları ya otobüsle ya da minibüsle gidiyoruz okula. Eski kütüphanenin önünden geçen hipotenüsümüz kaldırılıp yerine yeni bir bina dikilmeye başlandığından beridir FEB'in içindeki kısa yolları kullanarak gidiyoruz fakültemize. Geçenlerde kısa yol sandığım yoldan kat be kat daha kısa bir yol gösteren çok sevdiğim bir arkadaşımın sayesinde hem her sabah bütün fizik bölümü hocalarının kapılarına ne twitlediklerini görmekten hem de Kimya bölümü lablarından gelen kesif amonyak kokusunu duymaktan kurtuldum. =) Sağlıklı bir hayat için her sabah 15 dakika yürüyoruz artık :p
Sabah erkenden okula gittiğim günlerim öylesine dolu geçiyor ki evde tüm gün pineklediğim günlerimin ömrümden çalınmış günler olduğunu düşünmeye başladım. İnsan, sosyal çevresiyle bambaşka bir anlam kazanıyor. İşbu tespit (tesbit değil) çerçevesinde yarın yine erken kalkıp o ilk dakikalarda yiyeceğim sıcak yatağımdan zorla uyandırılma golünün etkisini olabildiğince hızlıca üzerimden atıp günümü dolu dolu yaşamaya çalışacağım.
İyi geceler Türkiye. Her nerede uyunuyor ve uyuklanıyorsa ...

2 yorum:
sırf çoçuğun tatlılığından yazıyı da okudum, yorumda bıraktım :D
Bu yazıda, vefalı, esprili, pratik, cana yakın ve her ne kadar erken kalkmanın güzelliklerinden de bahsetse uykucu birinin izlerini görüyorum, yoksa yanılıyor muyum?
Yorum Gönder