4 Kasım 2009 Çarşamba

GDO + Özgürlük + Obaya Gitmek

GDO diye bir şeye kafayı taktım bugün. Bir arkadaşımın resmine yorum yazarken bu terimi arada eritebilmek için kastım da kastım. Bir resim bin sözcükten yeğdir demişler en son çözümü bobiler.org'da yayınlanan yukarıda gördüğünüz montede buldum. Genetiği değiştirilmiş organizmalar. Ekşi Sözlük'te okuduğum bir başlıkta bir haberden bahsediliyordu. Hükümet GDO olmayan ürünlerin üzerinde "Bu ürün GDO değildir." yazılmasını yasaklamış. Yani hükümet genleriyle oynanmış ürünlerin farkedilmesini istemiyor. GDO'ları halka yedirmek istiyor. Konunun uzmanı olmadığım için (Sen neyin uzmanısın ki ? =) bu konuyu sağlam argümanlarla tartışamayacağım. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamalı insan. Ama benim bir ürünün içindekileri bilme hakkım kısıtlanıyorsa o noktada karşı çıkmak benim insanlık ödevim.

"Bugün bize pir geldi, gülleri taze geldi ... " Bugün yakın bi arkadaşımı akşam yemeğine nacizane soframıza davet ettim. Arkadaşım hem bölümdaşım hem de kapı komşum. Yeni kurulan evin düzenini 2.5 ayda tamamlayabildiğim için ancak bugünlerde misafir davet etmeye başladık. =) Bir aile geleneği olarak misafirleri çok severim. Çocukken köye henüz televizyon gelmemişken annemle elimizde yanar bir çıra ile ardımızda kokusu hala bilinçaltımın en güzel yerinde konaklayan bir is bıraka bıraka komşu ziyaretlerine giderdik. Çocukken en çok o komşu ziyaretlerinde annemin dizinde uyumayı severdim. Birazcık daha büyüyünce yani büyük çocuk olunca kendi başıma da akşam gezmelerine gidebilir oldum. (Bizim köyde birine ziyarete gitmeye "Obaya gitmek" denir. Yörüklük zamanından kalma herhalde.=) Şimdi İstanbul'da yetişen yeğenlerime (10 adetler =) bakıyorum ve onların yaşadığı çocukluğa içim acıyor. Reklamcılar "Şimdiki çocuklar bir harika" deyip dursalar da (Akdeniz & Ege ağzı =) "Şimdiki çocuklar birer mahkum" bence. Her türlü ekonomik kazancına rağmen ben insanların çocuklarını ve eşlerini evlere mahkum etmek uğruna şehirlere göçmesini aklıma sığdıramıyorum. Gezip gördüğüm şehirlerden çocuk yetiştirmek için en kötü olanı İstanbul. En güzeliyse tabi ki güzeller güzeli şehir Viyana =) Çünkü Viyana'da hem benim çocukluğumda elde ettiğim özgürlüğü hem de şehir hayatının getirdiği güzellikleri bir arada bulabiliyorsunuz. Çocuk parklarını bir görseniz sizin de Viyanalı bir çocuk olasınız gelir.=) Memleketimin en üzüldüğüm yanlarından birisi de budur işte: Hiç parke taşıyla kaplı çocuk parkı olur mu yaa ! =(


Günün fotoğrafını yukarıda verdim. Sırada günün şarkısı var. Bu şarkıyı bugün Bilgisayar Müh. Bilgisayar Lab'ında 3 kişi takılırken bir bölümdaşımdan dinledim. Aslında filmi izlerken de dinlemiştim ama 2 saatlik sürede her bölüme ayrı ayrı ilgi göstermek gerçekten zor oluyor. Sıradaki parça, günün şarkısı siz okuyucularım için geliyor:

Slumdog Millionaire Soundtrack: Ringa Ringa






Sabah 8.30 da biçimsel diller ve otomatlar dersi var. pfff. Koğuş yat!!!

1 yorum:

MELİKE YURTSEVER dedi ki...

Fotoğraf süper!