<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745</id><updated>2012-01-02T09:52:43.367-08:00</updated><category term='viyana'/><category term='potansiyel'/><category term='vienna'/><category term='erasmus'/><title type='text'>Ulaş ŞEKER</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>11</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-1879005390408231859</id><published>2012-01-02T15:00:00.000-08:00</published><updated>2012-01-02T09:15:28.170-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='potansiyel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='viyana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vienna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erasmus'/><title type='text'>Erasmus Erasmus Erasmus</title><content type='html'>&lt;b&gt;Erasmus, erasmus, erasmus &lt;/b&gt;... Modern çağın Napolyonlarının ağzından düşmeyen sözcük. Yaşaması kolay, anlatması zor bir hayat parçası, hayatımın belki de en güzel parçası. Anlatmaya neresinden başlasam öteki yanının hatırı kalacak. En iyisi isim babasından; Desiderius Erasmus Roterodamus'tan başlayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/30/Holbein-erasmus.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="573" width="405" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/30/Holbein-erasmus.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Desiderius Erasmus Roterodamus,&lt;/b&gt; soyadından da anlaşılabileceği gibi, Hollanda'nın Rotterdam şehrinde 1466 yılında doğmuş Rönesans hümanisti düşünür. Deliliğe Övgü'nün yazarı. Biyografisini yazan Stefan Zweig'ın deyimiyle, bütün yalnızlar gibi özgür, bütün özgürler gibi yalnız bir adam. Desiderius Erasmus'un Avrupa Birliği fikrini ilk ortaya atanlardan birisi olduğu söylenir. "Gidecek yeri olanların anlatacak şeyleri olur" buyurmuş kendileri öyleyse biz de, ona atfen kurulmuş olan öğrenci değişim programını, Erasmus'u anlatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erasmus programı Avrupa Birliği ülkeleri,- Almanya, Avusturya - , AB'ye aday ülkeler ,- Türkiye -, ve AB'ye girmeye ihtiyaç duymayan diğer gelişmiş Avrupa ülkeleri, - İsviçre, Norveç -, arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişimini amaçlayan bir hareketlilik, yaşam boyu öğrenme programı.  Bu program sayesinde milyonlarca öğrenci yıllardır farklı farklı ülkelerde eğitimlerinin bir dönemini geçirebilmekteler. Türkiye de 2004'ten beridir bu programa katılabiliyor. Türkiye dahilindeki pek çok üniversitede Avrupa’daki okullarla ikili anlaşmalar yapılmış durumda ve halihazırda her yıl binlerce öğrenci transferi gerçekleştiriliyor. Öğrenciler bu değişim sırasında AB'nin ayırdığı fonlardan yararlanıp karşılıksız para da alabiliyorlar. Bu sayede ailesinin durumu olmayan birisi dahi rahatça Avrupa yollarına düşebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-1OuTfi0cIOM/TwGjx_DGj8I/AAAAAAAAA7w/uVjC-j7NajQ/s1600/P1010035.JPG" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="300" width="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-1OuTfi0cIOM/TwGjx_DGj8I/AAAAAAAAA7w/uVjC-j7NajQ/s400/P1010035.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ben bir yılımı Viyana'da, TU Wien'de Erasmus öğrencisi olarak geçirdim. Bu sürede başımdan onca güzel şey geçti ama asıl Türkiye'ye döndüğümde ne kadar değiştiğimi fark ettim. Bu yazıda da madde madde &lt;b&gt;Erasmus'un bünyeye faydalarını&lt;/b&gt; anlatmaya çalışacağım.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1- Özgürlük: Erasmus, Ruha iyi gelir. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalıplarıyla yaşar insanlar. Kalıpları onları bir yaşama hapseder ve o yaşamı, yaşamak istedikleri yaşammışçasına yaşarlar. İnsan bir kere alıştı mı kurulu düzene, kalıplarını yıkmak aklının ucundan dahi geçmez. Erasmus, rutin hayata bir değişiklik katmak için çok güzel bir eylemdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Türkiye gerçeği var: Türk insanı tatil kültürüne uzaktır. Pek sevmez öyle yazları 2 hafta Bahamalar'a, Maldivler'e Kanarya Adalarına gitmeyi. Sevenlerin de pek çoğu gidemez geçim sıkıntısından. Türk insanı misafirperverdir ama misafirliğe gitmeyi pek sevmez. Pek harekete gelemez bünyesi. Oturmayı çok sever ama. Newton'un eylemsizlikle ilgili 1. yasasına en çok Türk insanı uyar; bıraksanız ömür boyu oturduğu yerden kalkmaz. Gelenekleri ve alışkanlıkları da buna göredir. Komşusunu oturmaya çağırır, oğlu kızı masa başı bir işte çalışsın ister, pek bir eylemsiz olmakla birlikte bir eylem yapacaksa da oturma eylemi yapar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Erasmus, insanlar ülkelerinde oturmasınlar, hareketlenip bereketlensinler, ömrü boyunca Antalya'nın nefis köfte ve tahinli piyazına tamah etmişken Tapas da yiyebilsinler diye AB tarafından düzenlenen Avrupalı uluslar arası bir öğrenci değişim programıdır.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtdışına seyahat edebilmek için her şeyden önce kişinin kendi psikolojik eşiğini aşması gerekir. Seyahat özgürlüğü anayasal bir haktır ancak bu hak yurt dışına çıkmak isteyen kişiye doğrudan tanınmaz ve insanlar bürokratik işlemlerle caydırılmaya çalışılırlar. Evet, yanlış duymadınız. Pasaport, vize, yurt dışı çıkış harcı gibi engellerin temelinde insanların bu özgürlüklerinden cayma eşiğini yükseltme çabası vardır. Bir hafta sonunuzu Paris'te geçirebilmeniz için uçak bileti almanız yetmez, bir tane süresi dolmamış pasaportunuzun, vizenizin, ve yurt dışı çıkış harcınızın yatırılmış olması gerekmektedir. Konaklama ve ulaşım masraflarınızdan daha fazla parayı bürokratik kurumlara vermeniz işinizi gücünüzü bırakıp vize kuyruklarında sınava sokulmanız gerekir. Bu da haliyle pek çok insanın ta en baştan caydırmaya yeter de artar bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada Erasmus bir fırsattır. Erasmus öğrencisi, pasaport almak için harç ücreti ödemez, vizesini kabul edildiği üniversitenin davet mektubunu kullanarak rahatça elde eder. Erasmus öğrencilerinin büyük çoğunluğuna aylık olarak Avrupa'da yaşamaya yetecek kadar hibe verilir. Bu da vize için gereken maddi koşulları sağlamaya yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyahat özgürlüğünün dışında, özgürlüklerin beşiği Avrupa'da yaşamakla insan daha üst bir özgürlük bilincine ulaşır. Bu da azımsanacak bir kazanç değildir ve insanı oldukça değiştir. Erasmus öğrencisi evine döndükten sonra her fırsatta tekrardan gitmeye çalışır. Bir defa tadına varınca özgürlüğün, peşini bırakmak mümkün değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2- Eğlence: Erasmus kalbinizi korur güçlendirir. Neşenizi artırır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erasmus'u erasmus yapan temel şey eğlencedir. Erasmus öğrenci grupları adeta eğlenmeye şartlanmış gibilerdir. Her kafadan bir parti fikri çıkar. Ziyaret edilen üniversiteler de tüm eğlence imkânlarını Erasmusçular için açar. Erasmus eğlencenin bu kadar güzel olmasının sebebi sadece eğlencenin kendisi değildir. Eğlenceyi oluşturan esas şey o amaçla adeta bir cemaat misali Avrupa'nın dört bir yanından  bir araya gelmiş Erasmus öğrencileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlence demişken eğlence sadece partilerle sınırlı değildir. Pek çok şehirde bulunan ESN (Erasmus Student Network) sayesinde pek çok farklı eğlence türü yaşanabilir. Kayak, buz pateni, festivaller, futbol turnuvaları, Avrupa tren turları, çevre gezileri bunlardan sadece bir kaçı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3- Akademik: Erasmus zihni açar, bilgiyi kuvvetlendirir.  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erasmus, CV süslemek için çok güzel bir renktir. Öğrenciler, işin tüm eğlencesinin yanı sıra farklı bir üniversitede, farklı bir eğitim sisteminde, farklı konularda eğitim görerek akademik kariyerinize gözle görülür bir ar+ı koyabilirsiniz. Yüksek eğitim için bağlantılar kurabilir, kariyer seçeneklerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Erasmus dönüşü mezun olan pek çok öğrenci, misafir kaldığı üniversiteye yüksek öğrenim için başvurmakta ve çoğunlukla da kabul edilmektedirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erasmus'un derslere zaman ayırmamaktan dolayı çoğu öğrencinin transkriptine olumsuz yansıdığı doğrudur ancak okulda geçirilen zaman etkili kullanılabilirse ana üniversiteye dönüşte mezuniyet için önemli bir ilerleme sağlanabilir. Üniversitelerin bazı bölümlerde can sıkan seçmeli ama seçeneksiz dersler vardır. Öyle ya da böyle bu dersleri almadan mezun olamaz öğrenciler. Erasmus bundan kaçmak için bir alternatif sunar. Misafir olunan üniversitede alınan dersler seçmeli derslerin yerine saydırılarak mezuniyete daha rahat ulaşılabilir. Bu aşamada önemli olan ders denkliği anlaşmasının ne kadar iyi hazırlandığı ve bölümünüzdeki Erasmus ders danışmanınızın ne kadar anlayışlı olduğudur.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4- Dil: Erasmus algı alanını genişletir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı dil öğrenmek için dil okullarına ayrıca gitmenize gerek yok; Erasmus var. Erasmus sayesinde hem gidilen ülkenin ana dili hem de Erasmus öğrencileri arasında en çok kullanılan dil olan İngilizce istemsizce geliştirilebilmektedir. Dil öğrenmenin en güzel yolu pratik yaparak öğrenmektir. Erasmus sırasında sadece çevredeki levhaları okuyarak bile pratik yapabilirsiniz. Hele bir de bu pratiği dil kurslarıyla desteklerseniz dönüşte CV'nize yeni bir dil eklemeniz hayal değildir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FEdF5NlORc4/TwGnnkdkH9I/AAAAAAAAA78/J8FFrFTkVqY/s1600/DSCN8429.JPG" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="299" width="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-FEdF5NlORc4/TwGnnkdkH9I/AAAAAAAAA78/J8FFrFTkVqY/s400/DSCN8429.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5- Çok-kültürlülük ve Bakış Açısı: Erasmus hazmı kolaylaştırır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal ortamından alınıp çiçek bahçesine dikilmiş bir çiçek gibi, Erasmus öğrencisi de çok-kültürlü, çok-renkli bir hayatın içinde bulur kendisini. İlk başta bu kadar ani bir değişimi yadırgasa da zamanla farklı dillere, inanışlara, yönelimlere, geleneklere toleransı artar. Erasmus kültür alışverişi için mükemmel bir pazardır. Bu pazarda Avrupa'nın sadece tekniğini değil kültürünü de alırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışındayken memleketteki ve dünyadaki olaylara bakışınız da değişir. Ölü Ozanlar Derneği'nde, bakış açısını masa üstüne çıkarak değiştiren öğrenciler gibi, siz de kendinizi yurt dışına çıkararak kendi bakış açınızı farklılaştırabilirsiniz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6- Sanat: Erasmus ruhunuzu okşar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akşamüstü Barcelona'da güneş batarken La Rambla'da  canlı müzik dinlemenin keyfini, bir sonbahar sabahı Viyana'da piyano sesleriyle uyanmanın hazzını, bir öğlen vakti başınıza Roma'nın güneşi geçmişken bin yıllık  eserlerin sizi kendinizden geçirmesini, henüz ışıkları yanmamışken Eyfel'in, Louvre'da tabanlarınız ağrıyıncaya kadar gezip yine de her şeyi görememenin doyumsuzluğunu Erasmus sayesinde rahatlıkla yaşayabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-iDoiCQ987MA/TwGn6dhzxuI/AAAAAAAAA8I/bwnXHuwWAd0/s1600/P1010055.JPG" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="300" width="400" src="http://4.bp.blogspot.com/-iDoiCQ987MA/TwGn6dhzxuI/AAAAAAAAA8I/bwnXHuwWAd0/s400/P1010055.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; 7- Seyahat: Erasmus  kaslarınıza da iyi gelir. &lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erasmus sırasında vaktinizin büyük çoğunluğu ucuz uçak bileti tren bileti aramakla geçer. Derslerin azlığı bir yana okula verilen araların çokluğu seyahat etmeyi kaçınılmaz kılar. 3 hafta Noel tatili, 4 hafta sömestr tatili, 2 hafta Easter tatili. Uygun planlamayla tüm Avrupa’yı bu tatiller ve hafta sonu tatilleri esnasında gezebilirsiniz. Toplu tren biletlerini kullanarak grup halinde çok güzel keşifler yapılabilir. Hiç unutmuyorum, 5 kişi 28 €’ya aldığımız biletle 24 saatte tren yolculuğuyla Mozart'ın şehri Salzburg'u gezebilmiştik.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibariyle Erasmus, insana iyi gelen, iyi ki geldim dedirten bir organizasyondur. Üniversite hayatının ortasında, kaçıp bir nefes almak, bir durup düşünmek, geriye kalan yaşama şekil vermek için bu fırsatı denemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Potansiyel Dergisi 2. Sayısında (Mart/Nisan 2011) yayımlanmıştır.&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-1879005390408231859?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/1879005390408231859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=1879005390408231859' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/1879005390408231859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/1879005390408231859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2012/01/erasmus-erasmus-erasmus.html' title='Erasmus Erasmus Erasmus'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-1OuTfi0cIOM/TwGjx_DGj8I/AAAAAAAAA7w/uVjC-j7NajQ/s72-c/P1010035.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-1637970821533259313</id><published>2010-07-20T05:41:00.001-07:00</published><updated>2010-07-20T05:42:51.318-07:00</updated><title type='text'>Gelin İtiraf Edelim: Hepimiz birer oyuncuyuz</title><content type='html'>&lt;object height="320" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=13036080&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=13036080&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="320" width="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/13036080"&gt;itiraf et 1.bölüm&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user4077273"&gt;zeitin&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-1637970821533259313?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/1637970821533259313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=1637970821533259313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/1637970821533259313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/1637970821533259313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2010/07/gelin-itiraf-edelim-hepimiz-birer.html' title='Gelin İtiraf Edelim: Hepimiz birer oyuncuyuz'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-7311015289948811088</id><published>2010-07-07T05:10:00.000-07:00</published><updated>2010-07-07T06:15:44.486-07:00</updated><title type='text'>OAuth - Yeni nesil yetkilendirme</title><content type='html'>Merhabalar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sizlere Twitter ve FriendFeed API'lerini kullanırken uğraştığım OAuth'tan bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OAuth, bir sistemdeki bir üyenin kendi hesabını kullandırabilmesi için geliştirilmiş bir yetkilendirme sistemidir. Eskiden bir uygulamaya sizin hesabınıza erişebilmesi için kullanıcı adınızı ve şifrenizi vermek zorundaydınız. Bu büyük bir güvenlik problemiydi. Pek çok kişi internette farklı mecralarda aynı kullanıcı adını ve şifresini kullandığı için kişnin tüm hesapları için bir tehdit idi. Bu bilgiler ile uygulama kendisine izin verilenin haricinde işlemler de yapabiliyordu. OAuth bu problemlerin önüne geçebilmek için geliştirildi. Uygulamalara doğrudan kullanıcı adı ve şifre yerine, sistem tarafından üretilmiş bir anahtar ve kilit kombinasyonuyla erişilmesini sağlıyor. Bu sayede uygulama sadece izin verilen işi yapabilirken kullanıcının diğer bilgileri güvende kalıyor. Geliştiricileri OAuth'u, park görevlisine verilen ve arabayı en çok 1 km öteye götürebilen özel anahtar olarak tanımlamışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uygulamanın OAuth anahtarını elde etmesi n adımdan oluşuyor: Twitter'ı örnek alırsak:&lt;br /&gt;1. Öncelikle uygulama Twitter'dan request_token talebinde bulunuyor. Bunu isteyebilmek için uygulamanın twitter'a kayıtlı olması gerekiyor. request_token twitter tarafından uygulamaya verilen kısa süreli bir geçerliliği olan bir anahtar ve kilit. &lt;br /&gt;2. Uygulama bu request_token ile bir yetkilendirme bağlantısı oluşturup kullanıcıya veriyor. Kullanıcı bu linke tıkladığında twitter ona uygulamaya onay verip vermeyeyeceğini soruyor onay gelirse bu onay izni twitter veritabanına kaydediliyor.&lt;br /&gt;3. Son adımda uygulama twitter'dan kendi kayıt token'ını ve request_token'ı kullanarak access_token talep eder. Bu access_token uygulamanın kullanıcının yerine işlem yapabilmesini sağlayan anahtar ve kilidi içerir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanıcılar istedikleri zaman verdikleri onayı geri alabilirler. Bu takdirde kullanılan access_token geçersiz hale gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın bir zamanda Twitter REST API'si ile FriendFeed REST API'sinin kullanımını basitçe anlatacağım. Şimdilik hoşçakalın =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-7311015289948811088?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/7311015289948811088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=7311015289948811088' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/7311015289948811088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/7311015289948811088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2010/07/oauth-yeni-nesil-yetkilendirme.html' title='OAuth - Yeni nesil yetkilendirme'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-4633534707734365655</id><published>2010-06-30T14:41:00.000-07:00</published><updated>2010-06-30T14:44:48.398-07:00</updated><title type='text'>Sessiz Sinema</title><content type='html'>Zeitindeki 2. canlı yayınımız da çok sevgili Doğan'ın katkılarıyla Vimeo'ya eklenmiş. Paylaşmamak olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soran olursa bu ne biçim yazılım stajı hiç mi kod yazmıyorsunuz diye onlara yakında yazacağım twitter ve friendfeed api'leriyle ilgili yazılarımın müjdesini veriyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozuk ingilizcem için tüm sevenlerimden özür diliyorum =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12796968&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12796968&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/12796968"&gt;Silent  Movie&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user4077273"&gt;zeitin&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-4633534707734365655?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/4633534707734365655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=4633534707734365655' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/4633534707734365655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/4633534707734365655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2010/06/sessiz-sinema.html' title='Sessiz Sinema'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-5187143257427771541</id><published>2010-06-19T15:32:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T15:35:47.750-07:00</updated><title type='text'>Zeitin'de Kareleri Bulmaca</title><content type='html'>Stajımızın bir parçası olarak çeşitli canlı yayınlarda görev alıyoruz. Hem ortama alışmak açısından hem de internet televizyonuna giden yolda bir içerik oluşturmak açısından bir program yazıp oynadık. Canlı olarak da &lt;a href="http://www.zeitin.com/tv"&gt;zeitin tv&lt;/a&gt; 'de yayınlandı. İşte o yarışma =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="300" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12669171&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12669171&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="300" width="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/12669171"&gt;bulmaca&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user4077273"&gt;zeitin&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-5187143257427771541?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/5187143257427771541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=5187143257427771541' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/5187143257427771541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/5187143257427771541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2010/06/zeitinde-kareleri-bulmaca.html' title='Zeitin&apos;de Kareleri Bulmaca'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-989453671908020213</id><published>2010-06-18T08:05:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T08:33:59.284-07:00</updated><title type='text'>Zeitin'de Staj</title><content type='html'>Merhabalar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman olmuş yazmayalı. Birisinin teşvik etmesi gerekiyormuş ki yazalım bir şeyler. Bu yaza bir ar-ge şirketi olan Zeitin'de staj yaparak girdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeitin, açık kaynaklı uygulamaları kullanarak hizmet üreten bir şirket. En önemli ürünleri vidi. Vidi çekirdeğini kullanarak çok geniş bir yelpazede ürünler üretebiliyorlar. Vidi, bir iletişim aracı. Esas olarak video transferi için kullanılmakla birlikte yazı ve ses de aktarılabiliyor. &lt;a href="http://vidi.zeitin.com/"&gt;&lt;/a&gt;Ayrıntılı bilgi için: &lt;a href="http://vidi.zeitin.com/"&gt;http://vidi.zeitin.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://vidi.zeitin.com/wiki/Overview?action=AttachFile&amp;amp;do=get&amp;amp;target=sample_chat_io_diagram_small.png" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vidi kullanılarak çok çeşitli şeyler yapmak mümkün. Vidicall, vidicast,vidiluck,kaplan,mezuniyet.tv gibi hizmetler. Ayrıntılar &lt;a href="http://www.zeitin.com"&gt;Zeitin.com&lt;/a&gt;'da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zeitin'de ne yapıyorum:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeitin'e başlayalı 2 hafta oldu. İlk hafta giriş eğitimlerimi tamamlamakla geçti. İlk haftamda kendime ait bir sanal makineye, bir crm hesabına bir eposta  hesabına sahip oldum. Ssh , git eğitimleri aldım. Zeitin, çalışanlarına ve stajerlerine iyi yatırım yapan bir şirket. Stajyerleri çalışanlardan ayırmıyorlar. Tek bir ayrım varsa o da geliştiriciler ve pazarlamacılar arasında. Herkes özelliğine göre işlere atanıyorlar. Hepimiz kendi işlerimizin yanı sıra birer yayıncıyız. Temel olarak herkes her an internetten yayın yapabilir halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeitin'de işler çok eğlenceli =) Yayına hazırlık aşamasında çektiğimiz ve &lt;a href="http://www.zeitin.com/tv"&gt;zeitin tv&lt;/a&gt;'den canlı yayınladığımız kare bulmaca yarışması  &lt;a href="http://www.vimeo.com/12669171"&gt;vimeo&lt;/a&gt;'dan izlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeitin'de istediğimiz gibi giyinebiliyoruz, işe istediğimiz saatte gelebiliyoruz. Daha önce hiç bu kadar rahat bir yerde  çalışmamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda twitter api'sini kullanarak bir uygulama yazmakla uğraşıyorum. Geçen yaz stajımda kullandığım python temelli bir çatı olan django'yu kullanarak&lt;br /&gt;yapacağım bu uygulamayı. Python bilmiyorum pek fazla ama program yazmak için dilde uzman olmaya ihti,yaç yok. Kervan yolda düzülür, yeter ki programlama mantığını yakala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize mutlu akşamlar mutlu haftasonları =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-989453671908020213?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/989453671908020213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=989453671908020213' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/989453671908020213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/989453671908020213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2010/06/zeitinde-staj.html' title='Zeitin&apos;de Staj'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-3409986711464268278</id><published>2009-11-16T16:58:00.000-08:00</published><updated>2009-11-16T17:03:54.792-08:00</updated><title type='text'>Yazmak düşünceleri sıraya dizmektir</title><content type='html'>Yazmak lazım ara sıra da olsa. Konuşma eyleminin aksine yazmak bir düşünme sorumluluğu getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıraya dizmekteydim iki haftadır bir takım sayıları ADS ödevinde ordan esti bu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;input id="c15742371" name="mxx" value="15742371" style="display: none;" type="checkbox"&gt;"gönlümün bir hali var ki, gam değil kasvet değil&lt;br /&gt;neş'e dersen hiç değil, mahzuni firkat değil&lt;br /&gt;anlatır belki bu sözler derdimi erbabına&lt;br /&gt;mey o mey, canan o canan, sohbet o sohbet değil."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-3409986711464268278?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/3409986711464268278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=3409986711464268278' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/3409986711464268278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/3409986711464268278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2009/11/yazmak-dusunceleri-sraya-dizmektir.html' title='Yazmak düşünceleri sıraya dizmektir'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-2093084320421322934</id><published>2009-11-05T15:35:00.000-08:00</published><updated>2009-11-05T15:53:09.772-08:00</updated><title type='text'>Erken Kalkan Yol Alır</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bilgiuzmanlari.com/wp-content/uploads/2008/12/esneme.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 622px; height: 387px;" src="http://www.bilgiuzmanlari.com/wp-content/uploads/2008/12/esneme.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün, dedemden yadigar kurmalı çalar saat sayesinde 4 saatlik uykumdan uyanıp okula gidebildim. BİÇO'nun haftaya vizesi var. O yüzden bu hafta hayati önem taşıyordu. Sabah 8.30'da derse varabilmek için evden en geç 8:00'de çıkmamız gerekiyordu. Ancak 10 dakikalık gecikmenin affedilebilir olması bizi bunu suistimal etmeye zorluyor gibiydi sanki =) 4. Levent - Maslak arasında yeni açılan metroyu kullanmak vakit kazandırmaktan çok kaybettiriyor. Hele benim gibi biraz şanssızsanız 11 dakikada bir gelen treni 10 dakika beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Sütten ağzımız çokça yandığından artık sabahları ya otobüsle ya da minibüsle gidiyoruz okula. Eski kütüphanenin önünden geçen hipotenüsümüz kaldırılıp yerine yeni bir bina dikilmeye başlandığından beridir FEB'in içindeki kısa yolları kullanarak gidiyoruz fakültemize. Geçenlerde kısa yol sandığım yoldan kat be kat daha kısa bir yol gösteren çok sevdiğim bir arkadaşımın sayesinde hem her sabah bütün fizik bölümü hocalarının kapılarına ne twitlediklerini görmekten hem de Kimya bölümü lablarından gelen kesif amonyak kokusunu duymaktan kurtuldum. =) Sağlıklı bir hayat için her sabah 15 dakika yürüyoruz artık :p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah erkenden okula gittiğim günlerim öylesine dolu geçiyor ki evde tüm gün pineklediğim günlerimin ömrümden çalınmış günler olduğunu düşünmeye başladım. İnsan, sosyal çevresiyle bambaşka bir anlam kazanıyor. İşbu tespit (tesbit değil) çerçevesinde yarın yine erken kalkıp o ilk dakikalarda yiyeceğim sıcak yatağımdan zorla uyandırılma golünün etkisini olabildiğince hızlıca üzerimden atıp günümü dolu dolu yaşamaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi geceler Türkiye. Her nerede uyunuyor ve uyuklanıyorsa ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-2093084320421322934?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/2093084320421322934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=2093084320421322934' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/2093084320421322934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/2093084320421322934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2009/11/erken-kalkan-yol-alr.html' title='Erken Kalkan Yol Alır'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-2962719667472007394</id><published>2009-11-04T15:51:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T16:28:54.405-08:00</updated><title type='text'>GDO + Özgürlük + Obaya Gitmek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bobiler.org/monte.asp?m=147449"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 455px;" src="http://img21.imageshack.us/img21/5008/uzumc.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;GDO diye bir şeye kafayı taktım bugün. Bir arkadaşımın resmine yorum yazarken bu terimi arada eritebilmek için kastım da kastım. Bir resim bin sözcükten yeğdir demişler en son çözümü &lt;a href="http://www.bobiler.org/"&gt;bobiler.org&lt;/a&gt;'da yayınlanan yukarıda gördüğünüz montede buldum. Genetiği değiştirilmiş organizmalar. Ekşi Sözlük'te okuduğum bir başlıkta bir haberden bahsediliyordu. Hükümet GDO olmayan ürünlerin üzerinde "Bu ürün GDO değildir." yazılmasını yasaklamış. Yani hükümet genleriyle oynanmış ürünlerin farkedilmesini istemiyor. GDO'ları halka yedirmek istiyor. Konunun uzmanı olmadığım için (Sen neyin uzmanısın ki ? =) bu konuyu sağlam argümanlarla tartışamayacağım. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamalı insan. Ama benim bir ürünün içindekileri bilme hakkım kısıtlanıyorsa o noktada karşı çıkmak benim insanlık ödevim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bugün bize pir geldi, gülleri taze geldi ... " Bugün yakın bi arkadaşımı akşam yemeğine nacizane soframıza davet ettim. Arkadaşım hem bölümdaşım hem de kapı komşum. Yeni kurulan evin düzenini 2.5 ayda tamamlayabildiğim için ancak bugünlerde misafir davet etmeye başladık. =) Bir aile geleneği olarak misafirleri çok severim. Çocukken köye henüz televizyon gelmemişken annemle elimizde yanar bir çıra ile ardımızda kokusu hala bilinçaltımın en güzel yerinde konaklayan bir is bıraka bıraka komşu ziyaretlerine giderdik. Çocukken en çok o komşu ziyaretlerinde annemin dizinde uyumayı severdim. Birazcık daha büyüyünce yani büyük çocuk olunca kendi başıma da akşam gezmelerine gidebilir oldum. (Bizim köyde birine ziyarete gitmeye "Obaya gitmek" denir. Yörüklük zamanından kalma herhalde.=) Şimdi İstanbul'da yetişen yeğenlerime (10 adetler =) bakıyorum ve onların yaşadığı çocukluğa içim acıyor. Reklamcılar "Şimdiki çocuklar bir harika" deyip dursalar da (Akdeniz &amp;amp; Ege ağzı =) "Şimdiki çocuklar birer mahkum" bence. Her türlü ekonomik kazancına rağmen ben insanların çocuklarını ve eşlerini evlere mahkum etmek uğruna şehirlere göçmesini aklıma sığdıramıyorum. Gezip gördüğüm şehirlerden çocuk yetiştirmek için en kötü olanı İstanbul. En güzeliyse tabi ki güzeller güzeli şehir Viyana =) Çünkü Viyana'da hem benim çocukluğumda elde ettiğim özgürlüğü hem de şehir hayatının getirdiği güzellikleri bir arada bulabiliyorsunuz. Çocuk parklarını bir görseniz sizin de Viyanalı bir çocuk olasınız gelir.=) Memleketimin en üzüldüğüm yanlarından birisi de budur işte: Hiç parke taşıyla kaplı çocuk parkı olur mu yaa ! =(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün fotoğrafını yukarıda verdim. Sırada günün şarkısı var. Bu şarkıyı bugün Bilgisayar Müh. Bilgisayar Lab'ında 3 kişi takılırken bir bölümdaşımdan dinledim. Aslında filmi izlerken de dinlemiştim ama 2 saatlik sürede her bölüme ayrı ayrı ilgi göstermek gerçekten zor oluyor. Sıradaki parça, günün şarkısı siz okuyucularım için geliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slumdog Millionaire Soundtrack: Ringa Ringa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/zfFxWrc5lPc&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/zfFxWrc5lPc&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah 8.30 da biçimsel diller ve otomatlar dersi var. pfff. Koğuş yat!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-2962719667472007394?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/2962719667472007394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=2962719667472007394' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/2962719667472007394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/2962719667472007394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2009/11/gdo-diye-bir-seye-kafay-taktm-bugun.html' title='GDO + Özgürlük + Obaya Gitmek'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-7704597757071789633</id><published>2009-11-03T16:54:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T18:06:29.413-08:00</updated><title type='text'>Görevler ve Sorumluluk Bilinci</title><content type='html'>İlkokuldan lise sona kadar, kompozisyon sınavlarında başı sıkışan herkesin kullandığı bir klişe kalıpla başladım yazıma. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;x ve y&lt;/span&gt;. Tamamlamam gereken görevler ve benim bu görevleri yapmadaki isteksizliğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malumunuz üniversite son sınıftayım. Bu yıl verilmesi gereken 19 ders ve 1 bitirme projesi var. İlk yarı için önümdeki hedef 10  (2 lab + 1 sözel + 7 Mühendislik) dersi başarıyla tamamlamak ve bitirme projesinde de olabildiğince yol katetmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığım bu derslerden neredeyse hiçbirisi sadece vize ve final ile geçilebilecek dersler değil. Pek çoğunun projeleri var. Bu projelerin de bir çoğu grup projeleri. Grup projelerine konsantre olmak biraz daha kolay bireysellere nazaran. Grup ister istemez kendi içinde motive ediyor birbirini. Esas problem bireysel çalışmayla geçilecek derslere yoğunlaşabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu dağılmadan aldığım derslerin görevlerinin bir listesini vereyim burada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup Projeleri Olanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sistem Programlama&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;23 Kasım 2009 : &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Linux Kernel and System Calls&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocanın proje tanımı şöyle: &lt;span class="data_field"&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="data_field"&gt;In this project you will:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;span class="data_field"&gt;&lt;li&gt;Learn how to add a new system call to the Linux kernel.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Remember process creation and process management in Linux.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Understand and modify the task descriptor structure in the kernel.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Understand and work with the /proc file system.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Learn how to compile a Linux kernel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span class="data_field"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;&lt;li style="font-weight: bold;"&gt;Yazılım Mühendisliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bu derste bir yazılım projesinin nasıl gerçekleneceği öğretilmeye çalışılıyor. Bunun için 5 kişilik bir ekip kurduk. Bu derste önemli olan yazılan kodun kendisinden çok raporlanması. Bu proje kapsamında 4 adet rapor yazılacak. Biz hepsini ortak yapmaktansa her bir raporu sırasıyla bir grup elemanının yapmasına karar verdik. Benim görevim bu raporların ardından yapılacak olan proje sunumu. Ancak rapor içerikleri birbiriyle aynı olmadığı için bazı raporlarda adaletsiz olacak gibi duruyor o yüzden uzun sürmesi muhtemel olan raporlardan birisini bir arkadaşımla beraber ben yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;3 Kasım 2009: Report-1 (Software Project Plan)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;17 Kasım 2009: Report-2 (Software Requirements Specification)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;24 Kasım 2009: Report-3 (Software Design Specification)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;8 Aralık 2009: Report-4 (Software Test Plan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;&lt;li style="font-weight: bold;"&gt;Veri Tabanı Yönetim Sistemleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bu ders 3. sınıf dersi ama geçen yıl ben burada olmadığım için bu dersi alamadım. Benim gibi Erasmus'a giden başka arkadaşlar da olduğundan hep birlikte bu dersin grubunu oluşturduk. Bu derste temel olarak Veri tabanı kavramı üzerinde duruluyor. Grubun görevi dönem sonuna kadar veri tabanı kullanan bir tane uygulama yaratmak. Biz Java kullanarak bir Öğrenci Bilgi Sistemi yazacağız. Bu ders için önemli deadline'lar:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul style="font-weight: normal;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="data_field"&gt;18 Kasım 2009: Bireysel ara rapor teslimi.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;Bunların dışında bir de bireysel çaba gerektiren dersler var. Bunların da projeleri ve uyulmazsa ölecek hastalığına yakalanmış deadline'ları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Artificial Intelligence&lt;br /&gt;Bu dersin ayda 1 verilen ödevleri var. İlk ödev geçti. Esnetilmiş deadlina'a rağmen içimde bu ödevi yapmak için hiç bir istek duymadığımdan yarım yamalak bir halde gönderdim. Bi dersin içinde "Complexity" geçiyorsa ben soğuyorum arkadaş!&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Advanced Data Structures&lt;br /&gt;Alın size bir başka complexity ile kafayı bozmuş ders daha. Logaritma gördükçe kusasım geliyor artık. Bu dersin advanced olmayan ilk kısımlarında aslında hatırı sayılır bir başarım vardı ancak bu versiyonu olmamış diyor 10 üzerinden 3 ver.. . eeeh!&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;16 Kasım 2009: Project-1&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;Bunların dışında her hafta çalışılarak gidilmeyi bekleyen bir Mikrobilgisayar Laboratuvarı ve 1 hafta kendisiyle 1 hafta da raporuyla uğraştığımız, konularını en son çok sevdiğimiz Merhum hocamız &lt;a href="http://www2.itu.edu.tr/%7Eturkozm/"&gt;Mehmet Sait Türköz&lt;/a&gt;'ün ve onun takipçisi Ali Zeki hocanın öğrettikleriyle hayal meyal hatırladığımız bir 2. sınıf dersi olan Elektroniğe Giriş dersinin Laboratuvarı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 tane de sadece vize + Final denklemiyle tanımlanmış derslerim kalıyor bunların dışında. Gerçek Zaman Sistemleri, Biçimsel Diller ve Otomatlar ve ATA 101.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar dersi projesi olan bir insanın günde kimbilir kaç saat ders çalışması gerekir. Kimbilir ! Benim bilmediğim kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır içimde, kurmayı hep özlemlediğim ancak hiçbir zaman disiplin sağlayamadığım bir düzen tutkusu var. Lisede tek başıma bir evde yaşarken bunun için tek ihtiyacımın bir kitap rafı olduğunu düşünürdüm. Çünkü o zamanlar kaldığım ev inşaattan bozma bir yerdi ve odada sadece bir yatak ve masa vardı.  Üniversiteye geldim Gölet Yurtlarına yerleştim ve bu yurt bana istemediğim kadar raf sağladı. Ancak bu da bir düzen kurmamı sağlayamadı. O yıllarda yolun henüz başında olduğum için düzensizlik o kadar da can yakıcı değildi. Her hatanın telafisi mümkün görünüyordu. Zaman upuzun uzuyordu önümde. Ancak ne zaman tükendiğini anlayamadan bitti 4 sene. Ve hala ben düzensizliğimi yeni taşındığım evimde kitap rafı olmamasına bağlamaya çalışıyorum içten içe.=) Düzen demişken planlı çalışmak aklıma geldi şimdi. Ben çok güzel plan yaparım. Tutkuyla, şevkle, büyük bir heyecanla . Öyle severim ki plan yapmayı plandan sonra arkada işe başlayacak enerji bırakmadan uğraşırım planımla. Lisedeyken her akşam istisnasız önümüzdeki haftanın çözülecek soruları planını yapardım. Tüm ÖSS öğrencilerinin en büyük eğlencesi de buydu sanırım. Teoride ne sorular çözülebilir gözüküyordu o zaman aralığında. Ancak iş zamanı geldiğinde plana uymamak için bin türlü mazeret üretiyorduk. Bazen başlangıç kısmında planın gazıyla bir şeyler yapıp hemen sonra dağılıveriyorduk. Çok sonradan bu olaya "Türk gibi başlamak" dendiğini öğrendim. Türk gibi başlamak yapımız itibariyle çok kolay. Gazı alınca ilk adımı koşarcasına atarız. Ancak iş "İngiliz gibi bitirmeye" geldiğinde zaten ortamda Türk diye birisi kalmamış olur. =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu yazıyı yazarken de farkettiğim gibi yapmam gereken tonlarca iş var. Bense ilk adım olarak bunları layıkıyla halledebileceğim bir iş planı yapacağım. =) Bayılıyorum plan yapmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planınıza sadık kalın, hoşçakalın !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-7704597757071789633?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/7704597757071789633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=7704597757071789633' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/7704597757071789633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/7704597757071789633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2009/11/gorevler-ve-sorumluluk-bilinci.html' title='Görevler ve Sorumluluk Bilinci'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6644833403231209745.post-3638345064510774668</id><published>2009-11-02T18:45:00.000-08:00</published><updated>2010-11-04T05:37:49.493-07:00</updated><title type='text'>Yazmayı Sevmeyen Adamın Hikayesi</title><content type='html'>Merhabalar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bloğu Mayıs 2007 tarihinde başlatmışım ama ne hikmetse ilk yazımı yazmak için 2,5 sene beklemişim. Buradan çıkacak sonuç, tutkulu takipçilerimi (an itibariyle 0 kişi =) ikinci yazım için bir başka 2 yıl bekleteceğim çıkarımı olmamalıdır çünkü yazmadıklarım yazmayacağımın garantisi değildir. Yapacak daha önemli bir işim yoksa her gün en az bir yazı yazmayı düşünüyorum. Teoride tonlarca iş yüküm olmasına rağmen pratikte hepsi 3 kişilik ihaleli batak oynamaya tercih edilebilecek şeyler olduğundan hiçbirisi yazmamama mazeret değiller. Yeri gelmişken söyleyeyim gecenin bu saatinde (04:53) yazı yazmanın en güç yanı cümleyi tamamlamaya yakın başlangıç kısmını çoktan unutmuş olmak sanırım. Normal bir zamanımda olsa bu tezi kendi içinde kanıtlamak için kasar da kasardım ama şu an ona ayırabileceğim hiç enerjim kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kimim? Aceto Balsamico'nun bloğunda yıllar önce yayınlanmış bir &lt;a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/2007/09/peki-sen-kimsin.html"&gt;yazı&lt;/a&gt;da anlatılan kişilerden bir parçayım en başta. Ne kadar klişeden uzakta yaşamaya çalışsam da dün okuduğum bu yazının yüzüme çarptığı gibi ben de artık herkes gibiyim. Üniversiteye ne zaman başladığımı anlamadan mezun olmak üzereyim. Gerçi bu performansla o da mümkün gözükmüyor  fakat geçmişteki deneyimlerimin benim hakkımda söylediği tek şey olan son dakikaların adamı olma özelliğimden dolayı bu yıl mezun olabileceğimi düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog ne anlatıyor ve ne anlatacak peki ? Biraz önce blog yazmaya karar verdiğimde aklıma gelen ilk soru bu oldu. Blog yazma hevesimin yeniden yükselmesinin sebebi son günlerde çokca bloglarda takılmam oldu sanırım. En çok &lt;a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/"&gt;Aceto Balsamico&lt;/a&gt;'da bir şeyler okurken aklıma geliyordu bu. Bugün BJK - Wolfsburg maçı için bedava bilet veren bloglarda &lt;a href="http://eksibesiktas.blogspot.com/"&gt;*&lt;/a&gt;&lt;a href="http://golatankaleye.blogspot.com/"&gt;*&lt;/a&gt; heyecanla beklerken de aklıma gelip gelip giden düşünce buydu. Gecenin en son aktivitelerinden birinde de twitter'da verdiği bir bağlantıyla Ersin Düzen'in &lt;a href="http://ersinduzen.blogspot.com/"&gt;bloğu&lt;/a&gt;na gittim. Neyse efenim konudan kopmadan ilk soruya cevap aramak gerekirse tüm bu heveslenmelerimin sonunda kendi bloğumun adresini tamamen meraktan adres çubuğuna yazdım ve buraya geldim. Ne anlatacağım ? Esas cevaplanması gereken soru "Kime anlatacağım?" olmalı sanki. Hedef kitle. Yazılarımı bir ticari ürün gibi düşününce bir hedef kitle seçme zorunluluğu doğuyor. Öyleyse öncelikle bu yazıların sadece keyif alındığı için yazıldığını kabullenelim. Kendim için yazıyorum. Şu andaki okuyu istatisliklerine bakılırsa zaten ne kadar haklı olduğum anlaşılır =) Kendim yazıyorum kendim okuyorum. Öyleyse bu blogda da kendimi anlatırım. Kendi hayatımın hikayesini yazarken aralarda anlattıklarım da belki başka insanların ilgisini çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse başlayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6644833403231209745-3638345064510774668?l=ulasseker.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ulasseker.blogspot.com/feeds/3638345064510774668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6644833403231209745&amp;postID=3638345064510774668' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/3638345064510774668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6644833403231209745/posts/default/3638345064510774668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ulasseker.blogspot.com/2009/11/yazmay-sevmeyen-adamn-hikayesi.html' title='Yazmayı Sevmeyen Adamın Hikayesi'/><author><name>Ulaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13449792583928717068</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
